51-zari̇yat

Daralt
X
 
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar
  • Batitrakyaninsesi
    Moderator
    • 24.06.2024
    • 45797

    #1

    51-zari̇yat

    1 - O tozdurup savuranlara,
    2 - Derken bir ağırlık taşıyanlara,
    3 - Derken bir kolaylıkla akanlara,
    4 - Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki,
    5 - O size vaad edilen elbette doğrudur.
    6 - Ceza ve hesap günü şüphesiz olacaktır.
    7 - Yollara sahip göğe andolsun ki,
    8 - Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.
    9 - Ondan çevrilen (imana) çevrilir.
    10 - Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!
    11 - Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.
    12 - Onlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.
    13 - O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür.
    14 - Onlara: "Tadın inkarınızın cezasını, işte sizin acele istediğiniz budur!" denecektir.
    15-16 - Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.
    17 - Onlar geceleyin pek az uyurlardı.
    18 - Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi.
    19 - Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
    20-21 - Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
    22 - Sizin rızkınız da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.
    23 - Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
    24 - Ey Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
    25 - Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.
    26 - İbrahim, sonra ailesine giderek semiz bir buzağı (eti) getirdi.
    27 - Onu önlerine sürerek: "Yemez misiniz?" dedi.
    28 - Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düştü. Onlar İbrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir oğul ile müjdelediler.
    29 - Bunun üzerine karısı (Sâre) bir çığlık atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: "Ben kısır bir kocakarıyım, nasıl çocuğum olur?" dedi.
    30 - Misafir melekler: "Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herşeyi hakkıyla bilir." dediler.
    31 - İbrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asıl önemli işiniz nedir ey elçiler?" dedi.
    32 - Onlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
    33 - Onların üzerine çamurdan pişirilmiş sert taşlar yağdıracağız.
    34 - O taşlardan herbirinin haddi aşanlardan kime isabet edeceği Rabbin katında işaretlenmiştir." dediler.
    35 - Nihayet biz müminlerden orada bulunan kimseleri çıkardık.
    36 - Fakat biz orada müslümanlardan bir ev halkından başka kimseyi de bulamadık.
    37 - Biz orada acı bir azabdan korkan kimseler için bir ibret nişanesi bıraktık.
    38 - Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.
    39 - Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmiş, onun hakkında: "Bu bir sihirbazdır, ya da bir delidir." demişti.
    40 - Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
    41 - Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani biz onların üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermiştik.
    42 - O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
    43 - Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardır. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanıp, geçinin!" denmişti.
    44 - Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
    45 - Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.
    46 - Daha önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış fâsık bir kavimdiler.
    47 - Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
    48 - Yeryüzünü de biz döşedik. Bakın biz onu ne güzel döşüyoruz!
    49 - Biz herşeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz.
    50 - Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
    51 - Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O'na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
    52 - Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler.
    53 - Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.
    54 - Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
    55 - Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.
    56 - Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
    57 - Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.
    58 - Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.
    59 - Şüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.
    60 - Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.
    سْــــــــــــــــــــــم- ِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Lütfen bekleyin...