1.Bab-ı Ali tarafından tasdik olunacaktır.
2. Bulgaristan'da Osmanlı askeri bulunmayacak ve Bulgar milis birliklerinin kurulmasına imkan vermek üzere, iki yıl müddetle Rus birlikleri Bulgaristan'da kalacaklardır.
3. Bulgaristan toprakları Ege Denizine kadar uzanmaktadır. Bulgaristan sınırı, doğuda Midye ve Lüleburgaz'ın yakınından geçmektedir.
Gümülcine ile İskeçe arasındaki Karaağaç (Port-lagos) körfeziyle Struma nehrinin ağzı arasındaki kıyılar Bulgaristan'a bırakılmış olup, Ege kıyısındaki Kavala limanı da Bulgarlara terkedilmiştir. Batıda Üsküp, Manastır, Debre ve Ohri gölü Bulgar sınırları içindedir. Bu yüzden Selanik, Yanya ve Arnavutluk da Edirne vilayetinden ayrılmıştır. Ayastefanos Antlaşmasıyla, Osmanlı Devletinden ayrı bir Bulgaristan kurulmuş oluyordu. Bulgaristan'a verilen topraklar Tuna'dan Marmara ve Ege Denizine, Karadeniz'den Ohri gölüne kadar uzanıyor, bu topraklar üzerinde 2.587.000 Bulgar'a karşılık, çoğu Türk olmak üzere 4.000.000 kadar Bulgar olmayan nüfus yaşıyordu. Anlaşmayla Bulgar Prensliği Osmanlı hakimiyetine bırakılmış gibi görünüyorsa da, iki yıllık bir müddet için Rus komiserinin fiilî idaresi ve Rus askerlerinin işgali altında bulunacaktı. Bulgaristan'ın idaresi Rusların nezaretinde düzenleneceği için, Rusya gerçekte Ege Denizine kadar uzanmış bulunmaktaydı. Bu şekilde kurulmuş bir Bulgaristan, İstanbul için devamlı bir tehdit unsuru oluşturacaktı. Ayrıca Girit, Tesalya ve Arnavutluk'ta yapılacak olan ıslahat için Osmanlı Devleti Rusya'nın fikrini de almak zorundaydı. Böylece Rusya Osmanlı Devletinin iç işlerine de el atmış oluyordu. Bu antlaşma, Osmanlı Devletinin çöküşünü hızlandıran bir gelişme olmuştur. Ayastefanos Antlaşması'nın konumuz bakımından önemi bilhassa, Batı Trakya meselesinin ilk kaynağını teşkil etmesinde yatmaktadır. Bu değerlendirme, bir kaynakta şu şekilde ifade edilmektedir: "93 Harbiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun başına açılan gaileler Cumhuriyet Türkiye'sinin de dış politikasında sürekli uğraşmak zorunda kaldığı gaileler olarak hala önemini korumaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'ni dış politika gündemini en çok meşgul eden üç konu olan Ege sorunu, Kıbrıs sorunu, ve Ermeni sorunu 93 Harbinden kaynak bulmuş sorunlar olarak hayatiyetlerini idame ettirmektedir." Ayastefanos Antlaşması, Rodoplar ve diğer Rumeli bölgelerinde yaşayan ve Rus ve Bulgar zulmünü yakından tanıyan Türklerin büyük tepkisini görmüş, Türkler arasında ayaklanmalar çıkmıştır. Rus işgal kuvvetlerinin ve Bulgar milislerinin Türk halka karşı uyguladıkları zulüm karşısında, devlet mekanizması, ekonomisi ve malî kaynakları zayıflamış, üst üste gelen yenilgilerle ortaya çıkan problemlerin ve toprak kayıplarının altında ezilmiş olan Osmanlı Devletinin elinden hiç bir çare gelmiyordu. Bu mezalimden kaçan yarım milyon kadar Türk Doğu Trakya'ya, İstanbul'a ve Rodop dağlarına göç etmişti. Göç eden Türklerden bir kısmı, geri çekilmekte olan Osmanlı askerlerinin bir bölümüyle birlikte Rodop dağlarına çıkarak Rus kuvvetlerine karşı mücadeleye girişmişlerdi. Baskı ve zulüm karşısında başlatılan bu ayaklanmalar, Avrupa devletlerine, kurulmak istenen Bulgaristan'ın büyük bir çoğunluk olan Türklere yaşama hakkı bile vermeyeceğini, Ayastefanos Antlaşmasının değiştirilmesi gerektiğini anlatmış, bu devletler tarafından Rusya'ya bu amaçla baskı yapılmaya başlanmıştı.
2. Bulgaristan'da Osmanlı askeri bulunmayacak ve Bulgar milis birliklerinin kurulmasına imkan vermek üzere, iki yıl müddetle Rus birlikleri Bulgaristan'da kalacaklardır.
3. Bulgaristan toprakları Ege Denizine kadar uzanmaktadır. Bulgaristan sınırı, doğuda Midye ve Lüleburgaz'ın yakınından geçmektedir.
Gümülcine ile İskeçe arasındaki Karaağaç (Port-lagos) körfeziyle Struma nehrinin ağzı arasındaki kıyılar Bulgaristan'a bırakılmış olup, Ege kıyısındaki Kavala limanı da Bulgarlara terkedilmiştir. Batıda Üsküp, Manastır, Debre ve Ohri gölü Bulgar sınırları içindedir. Bu yüzden Selanik, Yanya ve Arnavutluk da Edirne vilayetinden ayrılmıştır. Ayastefanos Antlaşmasıyla, Osmanlı Devletinden ayrı bir Bulgaristan kurulmuş oluyordu. Bulgaristan'a verilen topraklar Tuna'dan Marmara ve Ege Denizine, Karadeniz'den Ohri gölüne kadar uzanıyor, bu topraklar üzerinde 2.587.000 Bulgar'a karşılık, çoğu Türk olmak üzere 4.000.000 kadar Bulgar olmayan nüfus yaşıyordu. Anlaşmayla Bulgar Prensliği Osmanlı hakimiyetine bırakılmış gibi görünüyorsa da, iki yıllık bir müddet için Rus komiserinin fiilî idaresi ve Rus askerlerinin işgali altında bulunacaktı. Bulgaristan'ın idaresi Rusların nezaretinde düzenleneceği için, Rusya gerçekte Ege Denizine kadar uzanmış bulunmaktaydı. Bu şekilde kurulmuş bir Bulgaristan, İstanbul için devamlı bir tehdit unsuru oluşturacaktı. Ayrıca Girit, Tesalya ve Arnavutluk'ta yapılacak olan ıslahat için Osmanlı Devleti Rusya'nın fikrini de almak zorundaydı. Böylece Rusya Osmanlı Devletinin iç işlerine de el atmış oluyordu. Bu antlaşma, Osmanlı Devletinin çöküşünü hızlandıran bir gelişme olmuştur. Ayastefanos Antlaşması'nın konumuz bakımından önemi bilhassa, Batı Trakya meselesinin ilk kaynağını teşkil etmesinde yatmaktadır. Bu değerlendirme, bir kaynakta şu şekilde ifade edilmektedir: "93 Harbiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun başına açılan gaileler Cumhuriyet Türkiye'sinin de dış politikasında sürekli uğraşmak zorunda kaldığı gaileler olarak hala önemini korumaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'ni dış politika gündemini en çok meşgul eden üç konu olan Ege sorunu, Kıbrıs sorunu, ve Ermeni sorunu 93 Harbinden kaynak bulmuş sorunlar olarak hayatiyetlerini idame ettirmektedir." Ayastefanos Antlaşması, Rodoplar ve diğer Rumeli bölgelerinde yaşayan ve Rus ve Bulgar zulmünü yakından tanıyan Türklerin büyük tepkisini görmüş, Türkler arasında ayaklanmalar çıkmıştır. Rus işgal kuvvetlerinin ve Bulgar milislerinin Türk halka karşı uyguladıkları zulüm karşısında, devlet mekanizması, ekonomisi ve malî kaynakları zayıflamış, üst üste gelen yenilgilerle ortaya çıkan problemlerin ve toprak kayıplarının altında ezilmiş olan Osmanlı Devletinin elinden hiç bir çare gelmiyordu. Bu mezalimden kaçan yarım milyon kadar Türk Doğu Trakya'ya, İstanbul'a ve Rodop dağlarına göç etmişti. Göç eden Türklerden bir kısmı, geri çekilmekte olan Osmanlı askerlerinin bir bölümüyle birlikte Rodop dağlarına çıkarak Rus kuvvetlerine karşı mücadeleye girişmişlerdi. Baskı ve zulüm karşısında başlatılan bu ayaklanmalar, Avrupa devletlerine, kurulmak istenen Bulgaristan'ın büyük bir çoğunluk olan Türklere yaşama hakkı bile vermeyeceğini, Ayastefanos Antlaşmasının değiştirilmesi gerektiğini anlatmış, bu devletler tarafından Rusya'ya bu amaçla baskı yapılmaya başlanmıştı.